Ben Alkışlamadım

Salı, Temmuz 1, 2008 · Kategori: makale

Geçtiğimiz ay Sayın Saime Toptan ilçemizi ziyaret etmiş ve engelliler ile ilgili bir konferansa da katılmışlardı. Kendisine Bolu Valisi Eşi Sayın Nihal Akpınar ve konuşmacı olarak Prf.Dr. Sayın Necate Baykoç eşlik etmişlerdi.

Kızılay binasındaki konferansın verileceği salona girdiğimde; ekranda Belediye Başkanlığı tarafından  yapılan çalışmaların görüntülerle perdeye yansıtılmakta olduğunu gördüm. İlk anda görüntülerin engelliler için hazırlanmış CD görüntüleri arasına konulan Belediye reklamı sanmıştım.

Ancak yanıldığımı geç  olsa da anladım. Engelliler hakkında bilgilendirme ve/veya tanıtım görüntülerini beyhude beklermişiz.

Ben  “Dam Üstünde Saksağan”  deyimini içimden terennüm eylerken;  salondaki topluluk  “ihtimal” “bu ne alaka ya” diyerek birbirlerine bakmakla meşguldüler.
Engelli yakınları  ve katılımcıların ise tam bir şok ve travma yaşadıklarından emindim

Sayın Saime Toptan konuşmalarında özel konulara değinmekle birlikte engelli insanlarımız için ilginç detay örnekleri ile bazılarımızın  kulaklarını  çekiverdi.

“Gittiğim bazı Avrupa ülkelerinde  yaya kaldırımı diye bir şey yok” dedi mesela.

“Engelilere kim daha iyi hizmet verirse seçimlerde o belediyeleri destekleyeceğiz” diyerek, gönül verdiği bu uğraşta siyaseti değil hizmete pirim vereceğini gösterdi.

“Modern Dünya Engelliler ile ilgili çalışma ve eğitimleri hazmedemiyor” tespitiyle konunun global manada dahi ne kadar önemli olduğuna dikkatimizi çekti.

“ Engellilerin ve tüm toplumun entegre(kaynaştırma)yolu ile eğitim alması ve yararlanması gerekir”  diyerek bence konferansın en çarpıcı cümlesine imza koydular.

“Engelli eğitiminde, çevreden gelen baskıların ortadan kalkması ve yok edilmesine yardımcı olduğumuz zaman çağdaş olabiliriz” diyerek Çağdaş Türk Kadını kimliğini ne kadar hak ettiğini bize gösterdi.

Büyük Millet Meclisi Başkanı Sayın Köksal Toptan’ın eşleri Sayın Saime Toptan’ı Hanımefendi kimliği, konuya hakimiyeti ve sorulan sorulara diplomatik  ve bilgi birikiminde  yanıtlamasına hem ellerimle hem de yüreğimle işte Çağdaş Türk Kadını diyerek alkışladım.

Ancak ilk konuşmacı olarak Sayın Belediye Başkanı orada bulunmamızla alakası olmayan bir gündem oluşturup; “yirmi yıldır bu memlekete çivi çakılmadı” ile devam eden konuşması sonunda; beklediği alkışı alamamış ve/veya alkışlamayan bir çok kişiyi fark etmiş olmalık ki; “aranızda alkışlamayanlar var “ diyerek ortama şikayetçi oldu.

Böylesi bir durum ile ilk defa karşılaştığımı ifade etmeliyim. Böylece , program dışı ve protokol teamüllerinin tamamen dışında konuşması ile Sayın Başkan iddia ettiği üzere ilklerine bir yenisini daha eklemiş oldu galiba…

Konferans sonunda alkışlamayan kişilerin dışarıda ve daha sonraları “beni mi kast etti acaba ben de alkışlamadım” söylemlerine çok şahit oldum.

Sayın Başkanın konuşmasını Ben de Alkışlamadım.

Neden mi?
Bir- Birinci dereceden akrabam ve iki dönem Mengen Halkı tarafından seçilerek Belediye Başkanlığı yapmış Erhan Gürsoy’a ve diğer Belediye Başkanlarına haksızlık edildiğinden,
İki- Bahse konu olan hedef Belediye Başkanları arasında öğretmen meslektaşlarımın çalışma ve hizmetlerinin yok sayılmasına içerlediğimden,
Üç- Emeğe ve alın terine korkunç saygımdan,
Dört-  Seçilmiş Belediye Başkanlarının seçmenlerine haksızlık ve saygısızlık yapmak istemediğimden,
Beş- Bahis konusu yıllarda görev yapan Belediye Meclisi Üyelerinin gıyabında ifade edilen sözcükleri ağır bulduğumdan,
Altı- Böylesi bir deklareye en iddialı  Kemal Sunal filmlerinde  dahi şahit olamadığımdan,
Yedi-“Çivi dahi çakılmadı” cümlesinin ne anlama geldiğini bildiğimden,
Sekiz-  Eğitim emekçisi olmamdan ve Engelli yakınlarına saygısızlık yapmaktan korktuğumdan,
Dokuz- Bu nevi benzetme ve yakıştırmaların seçim dönemlerine ait bir üslup olduğu hatırımda kaldığından,
On- Bir çivinin çakılması dahi, bir emek ve değer olabileceğini dahi akıldan çıkarmamak gerektiğine inandığımdan…
Onbir- Yakıştırmada haksız bir rekabet ve belden aşağı vurma çabası gördüğümden…
Oniki- O yirmi yıl içinde görev yapmış bulunan çöpçüler de dahil olmak üzere her kademedeki Belediye personeline de haksızlık yapıldığı kanaatine vardığımdan,
Onüç- “Yirmi yıldır çivi çakılmamış" cümlesinde genel ve özel manaların gizli olabileceğine hükmettiğim için  kararsızlığımdan,
Ondört- Bu cümleden kişisel ihtirasların galip gelebileceğini, ancak toplum kuralları ve gelenek ve göreneklerin ebediyen mağlup sayılabileceğini inceden inceden sezdiğimden,
Onbeş- Ahdi Vefa’nın  böylece yok edildiği hükmüne ulaştığımdan,
Onaltı- Az sonra konuşmacıların kaynaştırma eğitiminden bahsedeceklerinden eminken, toplumu kaşımaya bir anlam veremediğimden,
Onyedi- Ülkemizde bir çok şeyin çivisi çıktığı konuşulurken, çivi çakılmadı gibi beldesel bir yakınmaya  mana veremediğimden,
Onsekiz-  Cümlenin tamamında kast edilenin geleneklerimize, görgü kurallarına, Mevlena’ya, Yunus Emre’ye, inancıma ve felsefeme uygun gelmediğinden,

Ve Son Cümleden Olarak…
Ondokuz- Kullanılan bu cümlenin; Mustafa Kemal Atatürk’ün  “Ben sporcunun zeki çevik ve aynı zamanda ahlaklısını severim” cümlesiyle çeliştiğinden alkışlamadım.

                                                                                                                               mengen 2008 temmuz

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Kalıcı Bağlantı Yorum (1) Yorum yaz! Arkadaşına Gönder!

1 yorum yazılmıştır

Yazan:isimsiz | Tarih: 2008-08-12 20:29:15
Konu: bnde olsaydm bnde alkışlamazdım

bende olsam bnde alkışlamazdım gerçekten çok iyi yapmışsınız ellerinize sağlıkk böle doğruları yazmanızı temmenni ediyorum...başarılarınızn devamını diliyorum

Bağlantı»